Söz konusu ak parti olunca “tu kaka”

Söz konusu ak parti olunca “tu kaka”

Neden  yüzde 50 Erdoğan'a oy veriliyor?

Erdoğan, gerçekten de vazgeçilmez bir lider olduğu için mi halkın yüzde 50'si peşinden gidiyor?

Bakalım bir geriye;

İBB Başkanı olan Erdoğan 1999'da MEB’in okul kitaplarında yer alan bir şiiri okuduğu için hapse atıldı. İçeride iken Erdemliler hareketini akabinde de 2001'de AK Parti’yi kurdu. Bu kez de, siyaset yapması yasaklandı. 2003’te siyasi yasağı kaldırıldı, ara seçimde milletvekili seçildi ve Başbakan oldu. 2004 yılında (davaları devam eden) Balyoz darbe planıyla başbakanlıktan indirilmek istendiği. 2005 yılında da (bu günlerde bu kez başka maksatla gündeme getirilen) AK Parti'yi bitirme planları ele geçirilmişti.

Olmadı, yedekte bekleyenler devreye girdirilmek istenircesine, 2006 yılında Ergenekon yapılanması, olmadı 2007 yılında e-muhtıra, neticesiz kalınca Cumhurbaşkanlığı seçimi bahanesiyle (hiç yaşanmayan bir olay). 2007'de 367 şartı aranması gibi bir garabet uygulandırıldı. Baş edilmediği görülünce, basından çıkan uydurukça haber kupürleri ile bu kez 2008'de AK Parti’yi kapatma davası ( o gün kendimde bir yazı yazarak beni de kapatın” demiştim.). 2009-2010 yıllarında bir anda organize olarak ülkenin değişik illerinde yapılan Cumhuriyet Mitingleri. 2011’de ortaya çıkan suikast planları. 2012’de MİT müsteşarı Hakan Fidan üzerinden Başbakan Erdoğan’a darbe indirme çabaları. 2013 Gezi Eylemleri (bir nevi Cumhuriyet Mitinglerinin kamp kurma versiyonları) olayları. 2013’ün son ayında, hem de bütçe görüşmelerinin sürdürüldüğü ortamda yolsuzluk operasyonu. Devamında ne gelecek (kasetler mi, başka bir şeyler mi göreceğiz!)

Bu memlekete hizmet ettiği kabul gören ve Milletin gönlünde taht kuran, Menderes'in asılması, Özal'ın zehirlenmesi, Erbakan'ın Post modern darbeyle iktidardan indirilmesi. Bunlara ilaveten Türkiye Cumhuriyeti’nin görevde olan son başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 yılda da tüm bunlar başına geliyor veya getiriliyorsa, millet hep bir ağızdan “YETER SÖZ MİLLETİNDİR” diyerek,  “tamam bunların hepsini aldınız. Ancak Başbakan Erdoğan’ı sizlere yedirmeyiz” demesinin doğal sonucudur yüzde 50 ol alması.

Şunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Başbakan Erdoğan neden Dünya Lideri, Ortadoğu ve İslam coğrafyasında en çok sevilen lider olmuştur. Baktığımızda bunu görmek ve anlamak zor değildir aslında.

Gazze’de, Filistin’de, Suriye’de Mazlumun yanında, Tunus’ta, Mısır’da demokrasiye darbe vuranların ve taraftarlarının karşısında, demokrasi savunucularının yanında açıkça, meydanlarda dünyaya haykırarak yer aldı.

“Bana ne derlerse desinler, kaybedeceğim oy ve iktidar olsa da”, “zalime geç mazluma dur” dememiş aksine, dünyanın gözünün içine baka baka, zalimin yanında. Zulme DUR diyebilmiş bir lider var toplumun önünde. Kimine göre Külhanbeyi, kimine göre Kabadayı, kimine göre Sultan, kimine göre Tek Adam, halkına göre ise o bir “LİDER.

ABD Büyükelçisinin, “Halkbank konusunda uyarmıştık, dinlemediler. Şimdi bir imparatorluğun çöküşünü izleyeceksiniz” derken, bu tehdidin arkasında gelecekleri görebilen bir başbakan ve onu izleyen, gönül veren, ona inanan bir kitle var. Düşünün ki, ABD Büyükelçisi “Bir imparatorluğun çöküşü”diyor. Demek ki Türkiye dışarıda çok büyümüş, Osmanlı imparatorluğunun 7 düvele saldığı liderlik korkusu şimdi Türkiye tarafından dünya devletlerine salınmış ki bu imparatorluk korkusu onları uykularını kaçırıyor, plân üzerine planlar geliştiriliyor.

Liderliği konuşturdu, operasyon başlar başlamaz, gözaltına alınan çocukların babaları olan bakanlar, istifalarını sunmuş olmalarına rağmen Başbakan o gün kabul etmedi. (ilk gün istifaları kabul etmeyişini de kendi adıma eleştirmiş ve yanlış bulmuştum.) ancak gelinen süreç gösterdiki ilk gün istifaların kabul edilmeyişinin arkasında ekonomiyi dengede tutma, kontrol altına alma hesapları yapılmış ve tedbirli davranılmıştır.

Gün geçtikçe anlaşıldı, operasyonu yapanlar ve yapılmasının ateşli savunucuları işin bakanlarla sınırlı kalmamasını, işin ucu başbakana dayansın istedikleri ortaya çıktı.

bir internet sitesi olayın sıcaklığı ile anında, “Fatih Belediye Başkanı her şeyi itiraf etti. Bana talimatları Bilal Erdoğan veriyordu. Babasının da haberi vardı dedi”diyeaçıklama yayınlayarak niyetlerinin ne olduğunu da ortaya koymuştur. 

ABD Büyükelçisi ile görüşmesinin sonunda açıklama yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu. AK Parti'dekilerin 1 veya 2'si hariç herkes kirli. Ben temiz adamım. Yemem de, yedirmem de” derken geçmişi unutmuş veya bilmez gibi konuşuyordu. Halbuki konuşması arasında ..Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu …derken, geçmişin ne kadar şaibeli olduğuna vurgu yaptığını da unutmadığını, ancak milletin unuttuğunu zannediyor.

Kamuoyunda “Rahşan affı” olarak bilinen ve bu af sayesinde yargılanmaktan kurtulanın kim olduğunun da açıklanması gerekiyor.

Yine Sayın Kılıçdaroğlu, (başbakana atfen) “Sen yolsuzluk yapan bakanlarına sahip çıkıyorsan demek ki sen de yolsuzluk yapıyorsun. Onlar kadar sen de suçlusun” derken, İzmir ve Eskişehir Büyükşehir Belediyelerinde de operasyon yapıldığında ve başkanlar hakkında hapis isteminde bulunurken aynı uyarıyı kendisine neden yapmamıştır? Sözün mefhumu muhalifi bunu söylemesi gerektiğini hatırlatıyor.

Şimdi bir kez de ben sorsam mı acaba sayın Kılıçdaroğlu’na; “..AK Parti'dekilerin 1 veya 2'si hariç herkes kirli…”diyorsunuz ama mevcut AK Parti’li Belediye başkanının kendi partinizin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak nasıl gösterebiliyorsunuz? Sizin partinize geçen (kendi ifadeleriyle) suçlular(!) vaftiz suyu ile paklanarak, arınarak mı gelmiş oluyorlar?

Söz konusu AK Parti ve AK Parti’li olunca mı tu kaka oluyor?

Deveye sormuşlar, “boynun niye eğri” diye. “Nerem doğru ki” demiş.

Şimdi bizde Sayın Kılıçdaroğlu’nun hangi sözünü doğrultmaya çalışalım ki?

Başbakana yönelerek “Hükümet itibarını kaybetti, senin meşruiyetin kalmadı”minvalli sözler söylerken dünü unutmuşa benziyor. Eskişehir Belediyesine yapılan operasyon sonunda, “operasyon Belediye Başkanı Büyükerşen’in itibarını yükseltmiştir” mi diyordunuz?
Ergenekon, balyoz, vs. gibi operasyonlar AK Parti’nin işine yaradığı düşüncesi ile Cemaat, Savcı, Polis, Hükümet kim aklınıza geldiyse olmadık laflar saymadınız mıydı? Şimdi AK Parti iktidarına ve Başbakan Erdoğan’a yönelik operasyon olunca, da bir tek AK Parti (içindeki bir iki kişi hariç) hepsi tu kaka öyle mi?

İşte bu nedenle sonuç alamıyor ve iktidar olamıyorlar sanırım!

Ben mi yanlış yorumladım acaba?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !