MUHALEFET, DİYET VE NİYET

 

MUHALEFET, DİYET VE NİYET

 

Türkiye’de, nefret kelimeleri okadar çok fazla kullanılmaya başlandı ki Politikacılar eliyle, vatandaş olarak siyasilerden ve siyasetten nefret ettirilir hale getirildik.

Tiksinti ile bakacak durma getirildi, insanlar TV’lerden haber izlemez oldu, haber yüklü gazetelerden öcü gibi kaçmaya başladı.

Siyasilerin her sözleri yalan olarak algılandıkça, politika da, politikacı da “rezil”, “itibarsız” ve “art niyetli” olarak kabul edilmekte, çıkarcı görülmektedir.

Hz. Ali (Kv), Söz ağızdan çıkana kadar sahibinin kölesidir. Ağızdan çıktıktan sonra, sahibi sözün kölesi olur”buyurarak, bin düşünüp bir söylemek gerekliliğine dikkat çekmiştir.

Özellikle topluma, millete liderlik, yöneticilik yapmak için öne çıkan politikacılar, çoğunlukla söyledikleri, yalan, yanlış, bir birine muhalefet etmek adına hakarete varan sözler sarf etmekle toplumu simgelere dahi mahkûm ettirmeye yönlendirmiş oluyorlar.

İnsanlar bir biri ile muhalefet eden, dargınlaşan, küsen, ayrışan, kamplaşan, ötekileşen, tahammülsüzleşen hale gelmektedir.

 

İNSANLIK YOZLAŞTIRILIYOR

 

Toplum öyle bir hale getiriliyor ki, ‘benim tarafım’, ‘Onların tarafı’ diyerek bir birlerine ötekileştirilen topluma doğru götürülüyor, Türkiye.

Siyasinin çevresini kaplayan, işinin ehli uzmanlardan değil, yalakalığı, çıkarcılığı kendisine şiar edinmişlerin itibar görmeleri, toplumda politikacıların değerinin düşmesine katkı verirken, toplumda değer yargılarının yozlaştırılmasına da katkı koyuyorlar.  

Çıkarcılık, emeksiz, zahmetsiz kazanmak, halk tabiriyle köşe dönmecilik, hak edemediğini zorlama yollarla elde etmeye çalışmak bu toplumun değer yargılarında yer bulmazdı geçmişte. Haksızlıklar karşısında üç maymunu oynamak yoktu bu toplumda.

Aydınlığa, ışığa ulaşmak adına, lambaları kapatıp tekrar yakarak ışığa ulaştığını zannetmek kişinin kendisini kandırmasından başka bir şey değildir.

Toplumun bir birine kalp kırıcı konuşmalarının altında yatan gerçek nedenlerin başında siyasilerin bir birlerine muhalefeti, birilerinin diğerlerine diyetiborcu, perde arkasında yatan asıl niyetlerin gizlenmesi gelmektedir.

 

GELECEK SEÇİMLER, GELECEĞİMİZİ TEHLİKEYE SÜRÜKLÜYOR

 

Her konuşmada, adalet, eşitlik demokrasi, özgürlük üzerine kitaplarda yer alan tüm kelimeler kullanılırken, iş icraata geldiğinde sadece kendisine özgür, adil, demokrat olan siyasiler nedeniyle gelecek seçimler, geleceğimiz olan çocuklarımızı karanlıklara sürüklüyor.

Söylenen her söz adeta kavgayı, öfkeyi, ayrışmayı, ötekileştirmeyi güçlendirmeye yarıyor.

Kimsenin kimseyi, dinlemeye, anlamaya, empati yapmaya tahammülü kalmıyor. Ezcümle “burunlarından kıl aldırmıyorlar.”

Siyasetçiler tarafından yekdiğerine üstünlük kurma adına yapılanlar, geleceğimizin güzelliklere değil, tehlikeler ve karanlıklara gebe olduğunu haykırıyor.

Türkiye’de değil, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, halkının huzurlu yaşaması, eşitlik, adalet sağlanırsa geleceği aydınlık ve daim olur. Aksi halde, halkın arasında ayrımcılık, kayırmacılık, kişiye mahsus çıkarcılık olduğunda ülke ne iç kargaşanın, ne adaletini kişinin kendisinin tesis etmeye çalışmasının önü alınamaz ve ülke içeriden yıkılmaya çalışılır.

Timurlenk'in, “Ülkeler kılıçla alınır, ancak adaletle korunur.” Sözü daima akıllarda ve icraatlarda uygulanmalıdır.

(01.10.2013)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !